• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -2 °C

Mart Ayı PPK toplantısında Nelere Dikkat Edeceğiz

Mart Ayı PPK toplantısında Nelere Dikkat Edeceğiz
Bugün tüm gözler TCMB’nin Mart ayı PPK toplantı kararları üzerinde olacak. TL ve TL bazlı varlıkları bir hayli ilgilendiren bir karar olması nedeniyle soluksuz takip edilecektir.

Bugün tüm gözler TCMB’nin Mart ayı PPK toplantı kararları üzerinde olacak. TL ve TL bazlı varlıkları bir hayli ilgilendiren bir karar olması nedeniyle soluksuz takip edilecektir. Aynı zamanda bu toplantının görev süresinin uzatılmayacağı olasılığını baz aldığımızda Sayın Erdem Başçı’nın son PPK toplantısı konumunda olması dolayısıyla da ayrıca bir özelliği bulunuyor. Peki, ne gibi bir sonuç bekleniyor? Alınan kararlar TL bazlı varlıklar üzerinde ne gibi bir etki bırakır?

İlk olarak Mart ayı öncesi piyasalarda TCMB’nin herhangi bir atraksiyonda bulunmayacağına yönelik güçlü bir beklenti vardı. Global büyümeye yönelik endişelerin artması, küresel piyasalarda artan volatilite, gelişmekte olan ülke ekonomilerine yönelik belirsizlik ( Çin kaynaklı endişeler gibi… ), petrol fiyatlarının zayıf seyri, güçlü gelen ABD datalarının etkisi ile FED’in yıl sonuna kadar piyasa beklentisinden çok daha fazla faiz artırım adımının atılabileceğine yönelik beklentiler TCMB’nin Mart ayı PPK toplantısı için bekleme modunda kalmaya devam edeceği algısını kuvvetlendiren gelişmelerdi. Fakat Mart ayında merkez bankalarının aksiyonlarına yönelik gelişmeler ile birlikte TCMB’ye yönelik beklentilerde hafif bir değişiklik olduğunu görüyoruz. Bu algıyı oluşturan gelişmeleri kısaca maddeler halinde hatırlatmak gerekirse;
1.    İlk olarak ECB’nin deflasyonist baskıdan kurtulmak için atmış olduğu politik adımlar önemliydi. Politika faizinin %0.05 seviyesinden %0 seviyesine çekilmesi, bankaların merkez bankası nezdinde tuttukları mevduata uygulanan -%0.30 olan faizin 10 baz puan aşağı çekilerek -%0.40 seviyesine indirmesi, aylık varlık alım programının 60 milyar eurodan 80 milyar euroya çıkarılması ve varlık alım programına konu olan tahvillerin genişletilerek finansal dışı şirketlerin de tahvillerinin sepete eklenmesi… 
2.    FED’in Mart ayı FOMC toplantı kararları ise oldukça pozitif bir hava yarattı. Aralık ayında 2016 yılı için dört faiz artırımı olacağına yönelik beklentiler ikiye revize edildi ve noktasal grafikler görüldüğü gibi yılsonu politika faizi beklentisi %1 seviyesinin altına çekildi. Küresek ekonomik ve finansla gelişmelerin izlenmeye devam edildiğine yönelik cümlenin de karar metninde kalmaya devam etmesi FED’in yıl içerisinde daha yavaş bir faiz artırım politikası benimseyeceğine yönelik algıyı güçlendirmişti. Bu sayede ABD doları küresel ölçekte değer kaybetmiş GOÜ para birimleri hisse senedi piyasalarında ralli yaşanmıştı. Janet Yellen’in konuşmasının da bir hayli güvercin bir tonda gerçekleştiği de hatırlatmakta fayda var.
3.    Petrol fiyatlarında toparlanma yaşanması da dikkat çekiciydi. Fiyatların gerek teknik olarak gerekse petrol üretiminin Ocak ayı seviyesinden dondurulmasına yönelik çalışmaların hız kazanması fiyatlarda yukarı yönde atak hareketlerini başlattı. Bu yükselişin kalıcılığı ciddi bir tartışma konusu olsa da yükseliş hareketinin piyasaları desteklediği de su götürmez bir gerçek.
4.    Son açıklanan Şubat ayına ilişkin yurtiçi enflasyon datası piyasa beklentisinin altında gerçekleşti ve yıllık bazda %8.78 seviyesine geriledi. Hem baz etkisi hem de işlenmemiş gıda fiyatlarında yaşanan gerilemenin etkisi ile enflasyonda gevşeme TCMB’nin elini güçlendiren bir unsur olarak algılandı. Enflasyonda görülen gerileme sürecinin daha ne kadar devam edeceğine yönelik tartışmaların da devam ettiğini belirtmekte fayda var.
5.    Küresel merkez bankalarının ( özellikle FED-ECB-BOJ ) politikaları ile birlikte küresel piyasalarda stressin azaldığı ve bu sayede volatilitenin azaldığı görüyoruz. Bunu da TCMB’nin takip ettiğini belirttiği VİX ve MOVE endekslerinden izlemekteyiz. Örneğin 11 Şubat tarihinde 31 seviyelerine yaklaşan VİX endeksinin son dönemde 13 seviyelerine kadar gerilediğini gördük. 
Tüm bu gelişmeleri hatırlatmamızın nedeni TCMB’nin bugün gerçekleştireceği toplantıda koridorun üst bandında faiz indirimine gidebileceği yönünde beklentilerin sayısının neden artığını göstermek için… Şunu önemle belirtelim ki hala piyasalarda faizlere dokunulmayacağı yönünde algı daha güçlü. Fakat koridorun üst bandında 25 ya da 50 baz puanlık bir indirimin olasılığının da kesin olarak dışlanmadığını not edelim. Biz TCMB’nin faizlere dokunmayacağını ve bekleme modunda kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Buna gerekçe olarak da:
1.    Evet, FED Mart ayında oldukça güvercin bir tavır takındı. Ama bu yıl içerisinde faiz artırımının olmayacağı anlamına gelmiyor. Zaten son dönemde FED üyelerinin yapmış olduğu şahin açıklamalar ABD dolarında toparlanma sağlıyor. Yani FED piyasaları çok da başıboş bırakmak istemiyor. Dolayısıyla ABD dolarında yıl içerisinde değerlenme hareketinin devam etme ihtimali bir hayli güçlü. 
2.    Petrol fiyatlarında görülen yükseliş hareketi GOÜ piyasalarını destekliyor fakat bu yükselişin ne kadar kalıcı olacağı ise ciddi bir tartışma konusu. Sonuçta petrol üretimini dondurma yönünde yapılan toplantılara ABD ve İran katılmıyor. Dolayısıyla arz fazlası yüksek kalmaya devam edecek. Aynı zamanda petrol fiyatlarında yukarı yönde hareketlilik oluştukça devreye ertelenen yatırımlar ve bekletilen üretimler devreye girecektir. Bu da petrol bazlı volatilitenin devam edeceği yönünde beklentileri güçlendiriyor. 
3.    Türkiye’de enflasyon geriliyor doğru ama bu gerilemenin kalıcılığı konusunda ciddi şüpheler var. TCMB’nin enflasyon hedefi: %5. Yılsonu tahmini ise %7,5… Mevcut enflasyon ise yıllık bazda %8.78. Yani enflasyon bazında faiz indirimine elverişli bir ortam açıkçası yok. 
4.    Jeopolitik riskler şimdilik azalsa da özellikle Suriye kaynaklı olumsuz gelişmelerin yeniden alevlenme olasılığı her zaman yüksek. Yurt içerisinde terör saldırılarını da baz aldığımızda TL’de kırılganlık yaratma ihtimali yüksek bir gelişmenin masada kalmaya devam ettiği görmekteyiz.  
5.    Yurt içerisinde yeni anayasa ve başkanlık sistemine yönelik referandum olasılığının önümüzdeki dönemde sıkça konuşulma ihtimalini görmekteyiz. Siyasi bir belirsizlik yaratabilecek bir unsur olarak karşımıza çıkan bu olasılığın yine TL ve TL bazlı varlıklar üzerinde kırılganlık yaratma ihtimalini göz ardı etmiyor.
Bu maddeler çok daha fazla çeşitlendirilebilir. Peki, koridorun üst olan gecelik borç verme faiz oranı neden önemli? Bu faiz oranı emniyet supabı olarak görülüyor. Yani olumsuz bir ortamın oluşması durumunda TCMB likidite yöntemi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini bu seviyeye kadar yaklaştırabilir. Yani parasal sıkılaştırmanın şiddetini artırabilir. Bu yüzden faiz indirimi denildiğinde koridorun üst bandının aşağı yönde çekilmesi algılanıyor. Siyasi cephenin de bu faizin aşağı yönde indirilmesi gerektiği söylemlerini izliyoruz.  Tabii önemle belirtelim ki şuanda piyasaya yön veren faizin gecelik borç verme faizi ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının ( politika faizi ) ağırlıklandırılarak bulunan ortalama fonlama maliyeti olduğunu not edelim. Son dönemde 9.15 seviyelerine kadar yükselen ortalama fonlama maliyeti FED ve ECB etkisi ile oluşan olumlu algının etkisi ile 8.91 seviyelerine kadar gerilemiş durumda.  Bu faizi etkileyecek her hamle TL bazlı varlıklar üzerinde hareketlerin hızlanmasına neden olabilir. 

Erdem Başçı’nın belki de son toplantısı olacak olan Mart PPK’da faizlere yönelik herhangi bir hamle beklemediğimizi belirttik. Bu yönde bir karar çıkarsa bankadan önümüzdeki döneme ilişkin parasal sadeleştirmeye yönelik açıklamaları dikkatle izleyeceğiz. Böyle bir karar ile yurtiçi piyasaların küresel risk alma iştahı ile paralel hareket etmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Fakat olasılık dahilinde bulunan koridorun üst bandında bir indirim hamlesi ilk olarak TL tarafında kırılganlık yaratabilir. Olasılığı çok düşük de olsa 50 baz puandan daha yüksek bir indirim ise TL’de sert değer kayıplarını beraberinde getirebilir. Karar sonrası TL’nin ilk tepkisine dikkat. Sonuçta piyasaya yön verenin ortalama fonlama faizi olduğunu biliyoruz. Alınan kararın bu faizi ne yönde etkilediği ile ilgilenmek gerekiyor. 

 


 Meksa Yatırım Menkul Değerler A.Ş. 
 meksa.com.tr

 

                                          ***
                                      Yasal Uyarı
 
 Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.Yatırım danışmanlığı hizmeti ; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır.Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabılır.Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Nakit Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 3545454 Faks : +90 212 356 47 88