• BIST 75.433
  • Altın 129,786
  • Dolar 3,4396
  • Euro 3,6861
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -5 °C

Türkiye-AB arasında varılan mutabakat

Türkiye-AB arasında varılan mutabakat
Dışişleri Bakanlığı:- "Brüksel'de 18 Mart’ta yapılan 3'üncü Türkiye-AB Zirvesi'nde varılan mutabakatın etkin şekilde uygulanması halinde, Türkiye'nin özellikle 2015 yılında doruk noktaya ulaşan, AB’ye yönelik yasa dışı geçişlerdeki transit konumu ..
 
- Dışişleri Bakanlığı:
- "Brüksel'de 18 Mart’ta yapılan 3'üncü Türkiye-AB Zirvesi'nde varılan mutabakatın etkin şekilde uygulanması halinde, Türkiye'nin özellikle 2015 yılında doruk noktaya ulaşan, AB’ye yönelik yasa dışı geçişlerdeki transit konumu ortadan kalkacak" 
- "1'e 1 formülü, Türkiye'nin mülteci deposuna dönüşmesini önleyecek" 
-" 18 Mart mutabakatının en önemli unsurlarından biri, vize serbestisi tarihinin 2016 yılı haziran ayının sonuna çekilmesidir"
 

ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanlığı, Brüksel'de Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında sığınmacı krizi konusunda varılan mutabakatın içeriğiyle ilgili bir açıklama yayınladı. 

Açıklamada, soru-cevap şeklinde 18 maddede mutabakat çerçevesinde sığınmacı krizinin çözümü konusunda atılacak adımlar anlatıldı.

Türkiye'nin 7 Mart'ta tamamen insani mülahazalarla sunduğu öneriyle Ege'de sığınmacı ölümlerinin önlenmesi, insan kaçakçılığı zincirinin kırılması ve yasa dışı göçün yasal göçle ikame edilmesinin amaçlandığı, Brüksel'de 18 Mart’ta yapılan 3'üncü Türkiye-AB Zirvesi'nde önerinin hayata geçirilmesinin kararlaştırıldığı kaydedilen açıklamada, mutabakatın etkin şekilde uygulanması halinde, Türkiye'nin özellikle 2015 yılında doruk noktaya ulaşan, AB’ye yönelik yasa dışı geçişlerdeki "transit" konumunun ortadan kalkacağı belirtildi.

Mutabakat sonucu Ege'de düzensiz göçün kontrol altına alınmasıyla bu güzergahın, insan kaçakçıları bakımından caydırıcı olacağı, dolayısıyla Türkiye'deki sığınmacı sayısının artmasının beklenmediği, aksine yasa dışı yollardan AB'ye ulaşmak üzere ülkemize yapılan geçişlerin kayda değer biçimde azalacağı ifade edildi.

AB ile varılan mutabakatın en önemli unsuru olan "1'e 1" formülü çerçevesinde Yunan adalarından 4 Nisan itibariyle alınacak her bir Suriyeli için, yine 4 Nisan'da başlamak üzere Türkiye'de geçici koruma altındaki bir Suriyelinin AB ülkelerine yerleştirileceği anlatılan açıklamada, bu mekanizmanın da Türkiye'nin mülteci deposuna dönüşmesini önleyeceği vurgulandı. 

-"1'e 1" formülü 

Açıklamada, "1'e 1" formülüyle, Türkiye'den alınacak Suriyelilerin, BM Kırılganlık Kriterleri çerçevesinde BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile işbirliği halinde belirleneceğine, bu mekanizmanın, Türkiye'nin öteden beri savunduğu AB ile yük ve sorumluluk paylaşımının hayata geçirilmesi bakımından önem taşıdığına işaret edildi. 

AB'nin ayrıca "1'e 1" formülü tecrübesi ışığında, Gönüllü İnsani Yeniden Yerleştirme Programı'nı başlatarak, çeşitli kotalar belirlemek suretiyle Türkiye'den Suriyelilerin üye ülkelere yeniden yerleştirilmesini sürdüreceğine, bu programın yasal göçün önemli bir bileşeni olduğuna değinildi. 

BM Kırılganlık Kriterleri'nin, engelli, bakıma ve tedaviye muhtaç kişiler ile risk altındaki kadın ve kız çocukları gibi gruplara öncelik verdiği hatırlatılan açıklamada, "yeniden yerleştirme” sırasında keyfi seçim kıstaslarının kesinlikle kabul edilmeyeceği, tarafların BM kriterlerine riayet edeceği, bu süreçte, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile işbirliği yapılacağı bildirildi. 

- "Yeniden yerleştirme" kotaları 

Mutabakatta AB tarafının açıkladığı 72 bin sayısının, AB Konseyi'nin "yeniden yerleştirme" ve "yer değiştirme" kotaları konusunda 20 Temmuz 2015 ve 22 Eylül 2015 tarihlerinde üye ülkelerin taahhütleri ışığında alınan kararları yansıttığı ifade edilen açıklamada, bu çerçevede Türkiye'nin Yunan adalarından alınacak düzensiz sığınmacılar arasında Suriyelilerin toplam sayısının 72 bini geçmesi halinde AB tarafından yeni kararlar alınarak sayıların belirlenebileceği anlatıldı.

Açıklamada, 72 binin, AB tarafından taahhüt edilen nihai bir sayı olmadığı, alımlar muvacehesinde bu sayının gözden geçirileceği, öte yandan "1'e 1" formülü kapsamında Türkiye'den Suriyeli almak isteyen üye ülkelerle ikili bazda anlaşmalar yapılmasının da mümkün olduğu vurgulandı. 

-Vize serbestisi 

Açıklamada, vize serbestisi için gerekli şartların Türkiye ile AB arasında 16 Aralık 2013 tarihinde kabul edilen Vize Serbestisi Yol Haritası'nda belirlendiği anımsatılarak, söz konusu uzlaşının, Türk vatandaşlarının Schengen alanına vizesiz seyahatlerinin, Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması'nın 1 Ekim 2017 itibariyle tüm hükümleriyle uygulanmasının ardından 2018 yılı içerisinde sağlanması olduğu belirtildi. 

Vize serbestisi tarihinin, 29 Kasım 2015 tarihinde Brüksel'deki 1'inci Türkiye-AB Zirvesi'nde Ekim 2016 olarak belirlendiği, bununla bağlantılı biçimde Geri Kabul Anlaşması'nın 1 Haziran 2016'da tüm hükümleriyle uygulanmasının kararlaştırıldığı bildirilen açıklamada, 18 Mart mutabakatının en önemli unsurlarından birinin, vize serbestisi tarihinin 2016 yılı haziran ayınının sonuna çekilmesi olduğu, Geri Kabul Anlaşması için belirlenen 1 Haziran'ın ise mutabakatta muhafaza edildiği kaydedildi. 

Vize serbestisinin Haziran 2016 sonunda başlayabilmesi için AB Komisyonu'nun en geç mayıs ayı başında AB Konseyi'ne ve Avrupa Parlamentosu'na 3'üncü ve son vize ilerleme raporu ile vize serbestisi önerisini sunması gerektiği, dolayısıyla Türkiye'nin, Vize Serbestisi Yol Haritası'nda kayıtlı maddeleri nisan ayı sonuna kadar karşılaması gerektiği, bu yönde gerekli çalışmaların süratle tamamlanmakta olduğu da vurgulandı. 

Açıklamada, AB ülkelerine vize muafiyetini elde etmek için Türkiye'nin atması gereken adımları içeren teknik bir belge olan Vize Serbestisi Yol Haritası'nın, "Belge Güvenliği", "Göç ve Sınır Yönetimi", "Kamu Düzeni ve Güvenliği" ve "Temel Haklar" alanlarında AB tarafının Türkiye'den beklentilerini içerdiği kaydedildi. 

İçişleri, AB ve Adalet bakanlıklarının teknik düzeyde katkılarıyla, AB Komisyonu'nun önerdiği şekilde "Meşruhatlı Yol Haritası" çalışmasıyla Türkiye'nin görüşlerinin metne aktarıldığı, AB'nin Türkiye'nin görüşlerini içeren "Meşruhatlı Yol Haritası"nı kabul ederek, bu belgenin vize muafiyeti sürecinin temelini teşkil edeceğini Türkiye'ye resmi olarak ilettiği ifade edilen açıklamada, AB ile vize muafiyeti süreciyle bağlantılı önemli bir reform niteliği taşıyan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 11 Nisan 2013 tarihinde TBMM'de kabul edilmesiyle, esasen Vize Serbestisi Yol Haritası'nda yer alan taleplerde önemli ilerleme kaydedildiği hatırlatıldı. 

Açıklamada, AB Komisyonu'nun Türkiye'nin Yol Haritası maddelerini karşılamasına ilişkin ilk raporunu 20 Ekim 2014'te yayımlandığı, Komisyon'un ikinci raporunu, 4 Mart 2016 tarihinde açıkladığı, ikinci raporda yer alan değerlendirmede Türkiye'nin tamamen karşıladığı madde sayısının 13'ten 19'a yükseldiği, karşılamaktan uzak olduğu madde sayısının 10'dan 3'e düştüğünün görüldüğü belirtildi. 

Karşılamaktan uzak olunan söz konusu 3 maddenin, AB standartlarında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kabulü, Europol ile Operasyonel İşbirliği Anlaşması akdedilmesi ve üye ülkelere ayrımcı olmayan vize politikası uygulanması konularını içerdiğine işaret edilen açıklamada, ilk raporda "karşılanmaya yakın" bulunan kriter sayısı 9 iken, bu sayı mevcut raporda 17'ye, "kısmen karşılanan ancak ümit vadeden" kriter sayısının 23'ten 24'e yükseldiği belirtildi. 

Raporda, "kısmen karşılanan" kriter sayısının da 17'den 9'a düştüğüne, böylece 36 kriterin karşılanmış veya karşılanmaya yakın konumda olduğuna, geri kalan 36 kriterin de "kısmen karşılanmış veya karşılanmaya yakın" biçimde beklemede olduğuna işaret edildi. 

Bakanlığın açıklamasında, vize diyalog sürecinin öngörülen süre içinde vize serbestisiyle sonuçlanmaması halinde, Geri Kabul Anlaşması'nın Türkiye tarafından tek taraflı feshinin mümkün olduğuna, Türkiye'nin bu konudaki tutumunun net biçimde AB tarafına bildirildiği ve kayıt altına alındığına da dikkat çekildi. 

Mutabakat kapsamında vize serbestisi sürecinin biyometrik pasaport hamili tüm Türk vatandaşları Schengen bölgesine (26 ülke) 180 günde üç aylık vizesiz giriş imkanını kapsadığı belirtilen açıklamada, yabancıların vizesiz girişlerinde ise 90 günlük kalış hakkının genel bir kural olduğu, Türkiye tarafından da aynı kuralın uygulandığı kaydedildi.

Vize serbestisinin sadece Schengen bölgesindeki ülkeler için geçerli olacağı ifade edilen açıklamada, Schengen ülkelerinin Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada Schengen dışı bir ülkeye örneğin İrlanda'ya gidecek bir Türk vatandaşının vize alması gerekeceğine ancak Schengen alanına vizesiz giriş hakkının, Schengen dışı AB ülkelerinden vize almada kolaylık sağlayacağına işaret edildi. 

Schengen vizesi için pasaportların değiştirilmesinin gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, "Vize Serbestisi Yol Haritası’nda yer alan kriterlerden biri de biyometrik pasaportların çiplerinde parmak izlerinin saklanmasıdır. Halen kullanmakta olduğumuz biyometrik pasaportlarda parmak izleri çiplerde saklanamamaktadır. Bu nedenle, AB standartlarına uygun parmak izinin pasaport çipinde saklanabileceği yeni nesil çipli, endüstriyel pasaportlara geçilmesi için gerekli altyapı çalışmalarına başlanmış olup, böylece daha yüksek güvenlik özelliklerine sahip pasaportlara geçilecektir. Yeni pasaportların Haziran sonu itibariyle hazır olabilmesini teminen gerekli teknik çalışmalar yapılmaktadır." ifadesine yer verildi.

- Gümrük Birliği

Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996 tarihinden bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği'nin, Türkiye'nin AB ile ticari açıdan bütünleşmesinde ve kendi iç pazarını uluslararası normlarla uyumlaştırmasında başat itici unsur olduğunun vurgulandığı açıklamada, şöyle denildi:

"Türk ekonomisi bugün itibarıyla, Gümrük Birliği’nin tesis edildiği 1996 yılından oldukça farklı bir noktadadır. Örneğin ülkemizin, Gümrük Birliği uyarınca AB’nin dış ticaret politikasına ve ortak gümrük tarifelerine uyum yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu çerçevede, AB’nin üçüncü ülkelerle akdettiği Serbest Ticaret Anlaşmaları ülkemiz açısından da geçerli olmakta, üçüncü ülke malları da gümrüksüz ithal edilmekte, bununla birlikte, ülkemiz ürünleri aynı ayrıcalıklı konumdan faydalanamamaktadır. Söz konusu asimetrik ilişkinin dengelenmesi için bu ülkelerle AB’nin akdettiği Serbest Ticaret Anlaşmalarına (STA) uyumlu olacak şekilde yeni STA’lar akdedilmesi yoluna gidilmektedir." 

Gümrük Birliği'nin mevcut haliyle sadece sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımları alanlarına teşmil edilecek şekilde genişletilmesi ülke ekonomisine birçok alanda fayda sağlayacaktır. Bu itibarla, mevcut ahdi çerçevenin revize edilmesi ihtiyaçtan öte bir zorunluluk halini almıştır. AB Komisyonu ile devam eden hazırlık görüşmelerini müteakip, en geç 2017 yılı başında Gümrük Birliğinin güncellenmesi yönündeki resmi müzakerelerin başlaması öngörülmektedir." 

- Suriyeliler için taahhüt edilen 3 milyar+3 milyar avroluk mali kaynak

Brüksel’de 18 Mart'ta gerçekleştirilen 3. Türkiye-AB Zirvesi sonuçlarında AB’nin Türkiye-AB Göç Eylem Planı çerçevesinde Türkiye'de bulunan Suriyelilerin ihtiyaçlarına yönelik olarak proje bazlı taahhüt ettiği 3 milyar avroluk ilk kısım mali kaynağın tahsisi sürecinin hızlandırılmasının kararlaştırıldığı bildirilen açıklamada, bunun doğru yönde atılmış olumlu bir adım ve AB üyesi ülkelerin sürecin ivme kazanması yönündeki desteğinin memnuniyet verici olduğu belirtildi.

Konunun aciliyetinin fon aktarımı ve harcanması konusunda yerleşik AB prosedürlerinin ötesinde pratik ve etkin yollar izlenmesinin gerekliliğinin vurgulandığı açıklamada, "Gelinen aşamada, mülteciler için özellikle sağlık, eğitim, altyapı, gıda ve diğer alanlarda ülkemizce hazırlanacak somut projeler listesi bu hafta içerisinde AB tarafına iletilecektir. Buna göre, insani yardımlar başlığı altındaki projelerin finansmanının Kızılay, altyapı konusunun uluslararası mali kuruluşlar ve eğitim başlığı altındakilerin ise büyük oranda Milli Eğitim Bakanlığı üzerinden sağlanması hususunda belirlediğimiz stratejimizi AB’li muhataplarımızla da paylaşıyoruz." denildi.

Açıklamada, zirve sonuçları ışığında, 3 milyar avroluk ilk kısım kaynak tamamen kullanıldıktan sonra 2018 yılı sonuna kadar tahsis edilmesi öngörülen ilave 3 milyar avro kaynakla çalışmalara hız kesmeden devam edilmesinin amaçlandığına işaret edildi.

-Türkiye-AB müzakere süreci

AB üyeliği hedefinin Türkiye'nin stratejik tercihi olduğu vurgulanan açıklamada, Türkiye-AB ilişkilerinin temelini oluşturan müzakere sürecinin hızlandırılarak sürdürülmesine öncelik verildiği anlatıldı.

Açıklamada, 2005 yılında başlayan fasıl müzakerelerinde bugüne kadar 35 fasıldan toplam 15 faslın açıldığı ve bir faslın (25- Bilim ve Araştırma) geçici olarak kapatıldığı belirtilirken, "29 Kasım 2015’te gerçekleştirilen ilk Türkiye-AB Zirvesi’yle müzakere sürecimizin hızlandırılmasına karar verilmiş ve 17 nolu 'Ekonomik ve Parasal Politika' faslı 14 Aralık’ta müzakerelere açılmıştır. Zirvede ayrıca, özellikle beş müzakere faslının (15-Enerji, 23-Yargı ve Temel Haklar, 24-Adalet, Özgürlük ve Güvenlik 26-Eğitim ve Kültür ve 31-Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası) açılması amacıyla AB Komisyonuyla teknik düzeyde hazırlık çalışmaları başlatılması yönünde mutabık kalınmıştır." denildi.

Üçüncü Türkiye-AB Zirvesi’nde, 1 Temmuz’da sona erecek Hollanda Dönem Başkanlığı sırasında 33 nolu “Mali ve Bütçesel Hükümler” faslının açılmasına karar verildiği belirtilen açıklamada, söz konusu faslın müzakere sürecinde açılan 16. fasıl olacağı ve diğer fasılların açılmasına yönelik hazırlık çalışmalarının hızlandırılarak devam edilmesi üzerinde mutabık kalındığı ifade edildi.

Açıklamada, 11 Aralık 2006 tarihinde AB Konseyi kararı ile (Ek Protokol’ün tüm üyelere tam olarak uygulanmadığı gerekçesiyle) bloke edilen 8 faslın; “1-Malların Serbest Dolaşımı”, “3-İş Kurma ve Hizmet Sunumu Serbestisi”, “9-Mali Hizmetler”, “11-Tarım ve Kırsal Kalkınma”, “13-Balıkçılık”, “14-Ulaştırma Politikası”, “29-Gümrük Birliği” ve “30-Dış İlişkiler” olduğu anımsatıldı.

Açıklamada, 8 Aralık 2009 tarihinde Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tek taraflı olarak bloke ettiği 6 faslın;  “2-İşçilerin Serbest Dolaşımı”, “15-Enerji”, “23-Yargı ve Temel Haklar”, “24-Adalet, Özgürlük ve Güvenlik”, “26-Eğitim ve Kültür” ve “31-Dış, Güvenlik ve Savunma Politikaları” olduğu belirtilen açıklamada, blokaja tabi olmayan fasılların; “5- Kamu Alımları”, “8- Rekabet Politikası”, “19- Sosyal Politika ve İstihdam”, “33- Mali ve Bütçesel Hükümler”, “34- Kurumlar (Müzakerelerin Sonunda)” ve “35-Diğer Konular (Müzakerelerin Sonunda)” olduğu bildirildi.

Türkiye'nin üyelik müzakere süreci kapsamında tüm fasılların açılması için çalışmalarını sürdürdüğünün vurgulandığı açıklamada, "Fasılların en kısa zamanda açılması yönündeki beklentimiz gerek AB gerek üye ülkelerdeki muhataplarımıza her düzeyde ifade edilmektedir. Bloke edilen fasılların üzerindeki siyasi ve suni engellerin bir an evvel kaldırılarak sürecin teknik düzeyde kendi mecrasında ilerletilmesi gerektiğine inanılmaktadır." denildi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Nakit Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 3545454 Faks : +90 212 356 47 88